Ozan, bir gün parkta neşeli bir sabaha başladı. Etrafta hafif bir esinti vardı; kuşların sesleri duyuluyordu.
O günün en ilginç şeyi sarı yağmurluk oldu. Ozan, onu görünce merakla yaklaştı ve dikkatle inceledi.
Ama küçük bir sorun vardı: oyuncak ayısı ıslanıyordu. Ozan önce ne yapacağını bilemedi.
“Bunu çözmek için acele etmem gerekmiyor,” diye kendi kendine fısıldadı. Derin bir nefes aldı.
Önce yağmurluğun geniş cebini fark etti. Bu deneme ona sorunu biraz daha iyi anlaması için zaman verdi.
Tam o sırada İpek yanına geldi. “Birlikte düşünmek ister misin?” diye sordu.
“Evet, çok isterim,” dedi Ozan. İkisi birbirini dikkatle dinledi ve farklı fikirleri konuştu.
Sonunda Ozan, ayıyı cebe yerleştirdi. Bunu yaparken nazik ve dikkatli davranmaya özen gösterdi.
Bir süre sonra sorun çözüldü. Ozan hem rahatladı hem de kendi çabasından gurur duydu.
Günün sonunda ayı kuru kaldı. Ozan, o anı uzun süre hatırlayacağını düşündü.
O gün, paylaşılan şeylerin yalnızca eşyalar olmadığını; sevincin de paylaşılabildiğini öğrendi.