Bora, bir gün müzik odasında neşeli bir sabaha başladı. Etrafta hafif bir esinti vardı; kuşların sesleri duyuluyordu.
O günün en ilginç şeyi küçük davul oldu. Bora, onu görünce merakla yaklaştı ve dikkatle inceledi.
Ama küçük bir sorun vardı: herkes aynı anda çalmak istedi. Bora önce ne yapacağını bilemedi.
“Bunu çözmek için acele etmem gerekmiyor,” diye kendi kendine fısıldadı. Derin bir nefes aldı.
Önce ritim sırası önerdi. Bu deneme ona sorunu biraz daha iyi anlaması için zaman verdi.
Tam o sırada öğretmeni yanına geldi. “Birlikte düşünmek ister misin?” diye sordu.
“Evet, çok isterim,” dedi Bora. İkisi birbirini dikkatle dinledi ve farklı fikirleri konuştu.
Sonunda Bora, her çocuğa dört vuruş verdi. Bunu yaparken nazik ve dikkatli davranmaya özen gösterdi.
Bir süre sonra sorun çözüldü. Bora hem rahatladı hem de kendi çabasından gurur duydu.
Günün sonunda ortak bir şarkı doğdu. Bora, o anı uzun süre hatırlayacağını düşündü.
O gün, paylaşılan şeylerin yalnızca eşyalar olmadığını; sevincin de paylaşılabildiğini öğrendi.