Fındık, bir gün meşe ağacında neşeli bir sabaha başladı. Etrafta hafif bir esinti vardı; kuşların sesleri duyuluyordu.
O günün en ilginç şeyi fındıklar oldu. Fındık, onu görünce merakla yaklaştı ve dikkatle inceledi.
Ama küçük bir sorun vardı: kış hazırlığı yapan dostu yiyecek bulamamıştı. Fındık önce ne yapacağını bilemedi.
“Bunu çözmek için acele etmem gerekmiyor,” diye kendi kendine fısıldadı. Derin bir nefes aldı.
Önce sakladığı yerleri hatırladı. Bu deneme ona sorunu biraz daha iyi anlaması için zaman verdi.
Tam o sırada Tospik yanına geldi. “Birlikte düşünmek ister misin?” diye sordu.
“Evet, çok isterim,” dedi Fındık. İkisi birbirini dikkatle dinledi ve farklı fikirleri konuştu.
Sonunda Fındık, bir kısmını ortak depoya taşıdı. Bunu yaparken nazik ve dikkatli davranmaya özen gösterdi.
Bir süre sonra sorun çözüldü. Fındık hem rahatladı hem de kendi çabasından gurur duydu.
Günün sonunda yuva mis gibi koktu. Fındık, o anı uzun süre hatırlayacağını düşündü.
O gün, paylaşılan şeylerin yalnızca eşyalar olmadığını; sevincin de paylaşılabildiğini öğrendi.