Tuna, bir gün balkonda neşeli bir sabaha başladı. Etrafta hafif bir esinti vardı; kuşların sesleri duyuluyordu.
O günün en ilginç şeyi yıldız haritası oldu. Tuna, onu görünce merakla yaklaştı ve dikkatle inceledi.
Ama küçük bir sorun vardı: kardeşi de yıldızları bulmak istiyordu. Tuna önce ne yapacağını bilemedi.
“Bunu çözmek için acele etmem gerekmiyor,” diye kendi kendine fısıldadı. Derin bir nefes aldı.
Önce haritayı ortaya koydu. Bu deneme ona sorunu biraz daha iyi anlaması için zaman verdi.
Tam o sırada Aylin yanına geldi. “Birlikte düşünmek ister misin?” diye sordu.
“Evet, çok isterim,” dedi Tuna. İkisi birbirini dikkatle dinledi ve farklı fikirleri konuştu.
Sonunda Tuna, yıldızları sırayla işaretledi. Bunu yaparken nazik ve dikkatli davranmaya özen gösterdi.
Bir süre sonra sorun çözüldü. Tuna hem rahatladı hem de kendi çabasından gurur duydu.
Günün sonunda ikisi aynı yıldızı buldu. Tuna, o anı uzun süre hatırlayacağını düşündü.
O gün, paylaşılan şeylerin yalnızca eşyalar olmadığını; sevincin de paylaşılabildiğini öğrendi.