Eren, bir gün resim atölyesinde neşeli bir sabaha başladı. Etrafta hafif bir esinti vardı; kuşların sesleri duyuluyordu.
O günün en ilginç şeyi pamuk parçaları oldu. Eren, onu görünce merakla yaklaştı ve dikkatle inceledi.
Ama küçük bir sorun vardı: arkadaşı bulut resmi yapmak istiyordu. Eren önce ne yapacağını bilemedi.
“Bunu çözmek için acele etmem gerekmiyor,” diye kendi kendine fısıldadı. Derin bir nefes aldı.
Önce pamukları saydı. Bu deneme ona sorunu biraz daha iyi anlaması için zaman verdi.
Tam o sırada Mina yanına geldi. “Birlikte düşünmek ister misin?” diye sordu.
“Evet, çok isterim,” dedi Eren. İkisi birbirini dikkatle dinledi ve farklı fikirleri konuştu.
Sonunda Eren, pamukları iki resme ayırdı. Bunu yaparken nazik ve dikkatli davranmaya özen gösterdi.
Bir süre sonra sorun çözüldü. Eren hem rahatladı hem de kendi çabasından gurur duydu.
Günün sonunda iki gökyüzü tamamlandı. Eren, o anı uzun süre hatırlayacağını düşündü.
O gün, paylaşılan şeylerin yalnızca eşyalar olmadığını; sevincin de paylaşılabildiğini öğrendi.