Umut, bir gün sınıfta neşeli bir sabaha başladı. Etrafta hafif bir esinti vardı; kuşların sesleri duyuluyordu.
O günün en ilginç şeyi büyük çizim defteri oldu. Umut, onu görünce merakla yaklaştı ve dikkatle inceledi.
Ama küçük bir sorun vardı: herkes ayrı bir sayfa istiyordu. Umut önce ne yapacağını bilemedi.
“Bunu çözmek için acele etmem gerekmiyor,” diye kendi kendine fısıldadı. Derin bir nefes aldı.
Önce boş sayfaları kontrol etti. Bu deneme ona sorunu biraz daha iyi anlaması için zaman verdi.
Tam o sırada Cem yanına geldi. “Birlikte düşünmek ister misin?” diye sordu.
“Evet, çok isterim,” dedi Umut. İkisi birbirini dikkatle dinledi ve farklı fikirleri konuştu.
Sonunda Umut, herkese bir köşe ayırdı. Bunu yaparken nazik ve dikkatli davranmaya özen gösterdi.
Bir süre sonra sorun çözüldü. Umut hem rahatladı hem de kendi çabasından gurur duydu.
Günün sonunda defter küçük bir sergiye dönüştü. Umut, o anı uzun süre hatırlayacağını düşündü.
O gün, paylaşılan şeylerin yalnızca eşyalar olmadığını; sevincin de paylaşılabildiğini öğrendi.