Eylül, bir gün kum havuzunda neşeli bir sabaha başladı. Etrafta hafif bir esinti vardı; kuşların sesleri duyuluyordu.
O günün en ilginç şeyi kum saati oldu. Eylül, onu görünce merakla yaklaştı ve dikkatle inceledi.
Ama küçük bir sorun vardı: iki arkadaş aynı oyunu seçemiyordu. Eylül önce ne yapacağını bilemedi.
“Bunu çözmek için acele etmem gerekmiyor,” diye kendi kendine fısıldadı. Derin bir nefes aldı.
Önce sırayla fikir sundu. Bu deneme ona sorunu biraz daha iyi anlaması için zaman verdi.
Tam o sırada Arda yanına geldi. “Birlikte düşünmek ister misin?” diye sordu.
“Evet, çok isterim,” dedi Eylül. İkisi birbirini dikkatle dinledi ve farklı fikirleri konuştu.
Sonunda Eylül, oyun süresini paylaştı. Bunu yaparken nazik ve dikkatli davranmaya özen gösterdi.
Bir süre sonra sorun çözüldü. Eylül hem rahatladı hem de kendi çabasından gurur duydu.
Günün sonunda ikisi de mutlu oldu. Eylül, o anı uzun süre hatırlayacağını düşündü.
O gün, iyi arkadaşlığın dinlemek ve birbirine yer açmakla büyüdüğünü öğrendi.