Cikcik, bir gün elma ağacında neşeli bir sabaha başladı. Etrafta hafif bir esinti vardı; kuşların sesleri duyuluyordu.
O günün en ilginç şeyi şarkı oldu. Cikcik, onu görünce merakla yaklaştı ve dikkatle inceledi.
Ama küçük bir sorun vardı: iki kuş farklı ses çıkarıyordu. Cikcik önce ne yapacağını bilemedi.
“Bunu çözmek için acele etmem gerekmiyor,” diye kendi kendine fısıldadı. Derin bir nefes aldı.
Önce diğer sesi dinledi. Bu deneme ona sorunu biraz daha iyi anlaması için zaman verdi.
Tam o sırada Pırpır yanına geldi. “Birlikte düşünmek ister misin?” diye sordu.
“Evet, çok isterim,” dedi Cikcik. İkisi birbirini dikkatle dinledi ve farklı fikirleri konuştu.
Sonunda Cikcik, iki ezgiyi sırayla söyledi. Bunu yaparken nazik ve dikkatli davranmaya özen gösterdi.
Bir süre sonra sorun çözüldü. Cikcik hem rahatladı hem de kendi çabasından gurur duydu.
Günün sonunda yeni bir melodi oluştu. Cikcik, o anı uzun süre hatırlayacağını düşündü.
O gün, iyi arkadaşlığın dinlemek ve birbirine yer açmakla büyüdüğünü öğrendi.