Papatya, bir gün bahçede neşeli bir sabaha başladı. Etrafta hafif bir esinti vardı; kuşların sesleri duyuluyordu.
O günün en ilginç şeyi çiçekler oldu. Papatya, onu görünce merakla yaklaştı ve dikkatle inceledi.
Ama küçük bir sorun vardı: arı uygun çiçek bulamıyordu. Papatya önce ne yapacağını bilemedi.
“Bunu çözmek için acele etmem gerekmiyor,” diye kendi kendine fısıldadı. Derin bir nefes aldı.
Önce çiçekli alanı gösterdi. Bu deneme ona sorunu biraz daha iyi anlaması için zaman verdi.
Tam o sırada bahçıvan yanına geldi. “Birlikte düşünmek ister misin?” diye sordu.
“Evet, çok isterim,” dedi Papatya. İkisi birbirini dikkatle dinledi ve farklı fikirleri konuştu.
Sonunda Papatya, bahçeye yeni çiçekler dikti. Bunu yaparken nazik ve dikkatli davranmaya özen gösterdi.
Bir süre sonra sorun çözüldü. Papatya hem rahatladı hem de kendi çabasından gurur duydu.
Günün sonunda arı çiçeklere kondu. Papatya, o anı uzun süre hatırlayacağını düşündü.
O gün, gerektiğinde yardım istemenin ve yardım etmenin ne kadar değerli olduğunu öğrendi.