Ozan, bir gün oyun bahçesinde neşeli bir sabaha başladı. Etrafta hafif bir esinti vardı; kuşların sesleri duyuluyordu.
O günün en ilginç şeyi oyuncak top oldu. Ozan, onu görünce merakla yaklaştı ve dikkatle inceledi.
Ama küçük bir sorun vardı: oyuna katılmaya çekiniyordu. Ozan önce ne yapacağını bilemedi.
“Bunu çözmek için acele etmem gerekmiyor,” diye kendi kendine fısıldadı. Derin bir nefes aldı.
Önce yanlarına yürüdü. Bu deneme ona sorunu biraz daha iyi anlaması için zaman verdi.
Tam o sırada Mert yanına geldi. “Birlikte düşünmek ister misin?” diye sordu.
“Evet, çok isterim,” dedi Ozan. İkisi birbirini dikkatle dinledi ve farklı fikirleri konuştu.
Sonunda Ozan, nazikçe katılabilir miyim dedi. Bunu yaparken nazik ve dikkatli davranmaya özen gösterdi.
Bir süre sonra sorun çözüldü. Ozan hem rahatladı hem de kendi çabasından gurur duydu.
Günün sonunda oyuna davet edildi. Ozan, o anı uzun süre hatırlayacağını düşündü.
O gün, cesaretin korkmamak değil, güvenli bir şekilde denemek olduğunu öğrendi.