Vırak, bir gün göl kıyısında neşeli bir sabaha başladı. Etrafta hafif bir esinti vardı; kuşların sesleri duyuluyordu.
O günün en ilginç şeyi nilüfer yaprağı oldu. Vırak, onu görünce merakla yaklaştı ve dikkatle inceledi.
Ama küçük bir sorun vardı: ilk küçük sıçrayıştan korkuyordu. Vırak önce ne yapacağını bilemedi.
“Bunu çözmek için acele etmem gerekmiyor,” diye kendi kendine fısıldadı. Derin bir nefes aldı.
Önce mesafeyi ölçtü. Bu deneme ona sorunu biraz daha iyi anlaması için zaman verdi.
Tam o sırada annesi yanına geldi. “Birlikte düşünmek ister misin?” diye sordu.
“Evet, çok isterim,” dedi Vırak. İkisi birbirini dikkatle dinledi ve farklı fikirleri konuştu.
Sonunda Vırak, yakın yaprağa atladı. Bunu yaparken nazik ve dikkatli davranmaya özen gösterdi.
Bir süre sonra sorun çözüldü. Vırak hem rahatladı hem de kendi çabasından gurur duydu.
Günün sonunda başardığına sevindi. Vırak, o anı uzun süre hatırlayacağını düşündü.
O gün, cesaretin korkmamak değil, güvenli bir şekilde denemek olduğunu öğrendi.