Fındık, bir gün ormanda neşeli bir sabaha başladı. Etrafta hafif bir esinti vardı; kuşların sesleri duyuluyordu.
O günün en ilginç şeyi yeni patika oldu. Fındık, onu görünce merakla yaklaştı ve dikkatle inceledi.
Ama küçük bir sorun vardı: bilmediği yol gözünü korkutuyordu. Fındık önce ne yapacağını bilemedi.
“Bunu çözmek için acele etmem gerekmiyor,” diye kendi kendine fısıldadı. Derin bir nefes aldı.
Önce işaretleri inceledi. Bu deneme ona sorunu biraz daha iyi anlaması için zaman verdi.
Tam o sırada Kirpi yanına geldi. “Birlikte düşünmek ister misin?” diye sordu.
“Evet, çok isterim,” dedi Fındık. İkisi birbirini dikkatle dinledi ve farklı fikirleri konuştu.
Sonunda Fındık, birlikte yürümeyi önerdi. Bunu yaparken nazik ve dikkatli davranmaya özen gösterdi.
Bir süre sonra sorun çözüldü. Fındık hem rahatladı hem de kendi çabasından gurur duydu.
Günün sonunda güvenli yere ulaştı. Fındık, o anı uzun süre hatırlayacağını düşündü.
O gün, cesaretin korkmamak değil, güvenli bir şekilde denemek olduğunu öğrendi.